Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

Navigate / search

Zor zamanda konuşmak…

Değerli Arkadaşlar;
Türkiye’de gündem, maalesef yapmayı tasarladığınız işleri yapmanıza müsaade etmez.
Ben sizlerle Spor Kulüpleri Kanunu çalışmaları üzerine düşüncelerimi paylaşmayı tasarlarken, gündem bir anda ODTÜ’de meydana gelen protesto ve arkasından meydana gelen olaylar ile üniversite rektörlerinin bu konudaki açıklamalarına boğuldu.
Türkiye’de (belki de Dünya’da) yaşlanan insanların kendi gençliklerini unutmak gibi bir sorunları var.
Her genç insan hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun, gençliği sürecinde mutlaka karşı olduğu düşünceleri protesto etme ihtiyacını duymuştur.
Yaşadığı ülkenin koşullarına, kendisinin sahip olduğu şartlara, ruh hali ile cesaret düzeyine bağlı olarak protesto etkinliğini (eylem terimi özel olarak seçilmemiştir) bireysel veya kitlesel gerçekleştirebildiği kadar gerçekleştirmiş ve fakat hiç gerçekleştirmemiş olsa bile mutlaka gerçekleştirmeyi istemiştir.
Bu etkinlikler katılanların tam olarak kendi iradeleri doğrultusunda gerçekleşmezler. Birçoğuna ağırlıklı olarak çoğunluk psikolojisi etki eder.
İktidar ve güç sahiplerine düşen gençlik günlerini unutmayıp, bu tür etkinlikleri anlayışla ve gerek tavır, gerek dil olarak sevgi ile karşılamaktır.
ODTÜ’de yaşananlar, öğrencilerin ortaya koyduğu protesto etkinliğinin polisin müdahalesi sonucu eyleme dönüşmesidir.
Kameraların tespit ettiği görüntüler öğrencilerin bir eylem hazırlığında olmadıklarını açıkça göstermektedir.
İktidar ve güç sahiplerinin tavırları ile kullandıkları sevgi ve anlayıştan yoksun dil, güvenlik güçlerini olumsuz etkilemiş ve protesto etkinliğini eyleme dönüştürmüştür.
Burada eylemi yapanların iradeleri eylem yapmak değil protesto etkinliği olduğuna göre kınanmasını gerekenler öğrenciler değil, etkinliği eyleme dönüştüren iradeyi ortaya koyan ve yönlendirenlerdir.
Ülkenin kaosa sürüklenmesini istemeyen her akil kişinin yapması gereken, benzer tespitlerde bulunmak ve gücü ölçüsünde sükunetin sağlanması için girişimde bulunmaktır.
Üniversitelerin koruyucusu ve önderi konumunda olmaları gereken rektörlerimiz bu sorumluluklarının gereğini yerine getirerek; kendilerini ifade etmek için protesto düzenlemeyi tercih eden öğrencilerin ve onları destekleyen öğretim üyelerinin de rektörü olduklarını unutmadan demeç vermeli, tavır almalıdırlar.
Bulundukları kurumun tepe noktasında olan veya o noktaya talip olan herkesin bilmesi ve hiç unutmaması gereken öğütler tarihimizin bize yansıttığı değerlerin içindedir.
Şeyh Edebali’nin, Osman Gazi’ye nasihatı her liderin başvuracağı temel kelamdır.
Bilmeyenler, bilip de unutanlar için giriş kısmını aşağıya yansıtalım.
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana…
Güceniklik bize; gönül almak sana…
Suçlamak bize; katlanmak sana…
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana…
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana…
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana…
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana…
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…”
Yukarıdaki sözler gerçek bir lidere söylenmiştir.
Liderler veya olmaya talip olanlar kendilerine kızan, sevmeyen, küsenleri de bağırlarına basmak, anlamak, dinlemek, sevgiyle kucaklamak zorundadırlar.
Öfke ve kin böler, yıkar, parçalar, korkutur. Korkuya dayalı her üstünlük uzun süre sürse de biter.
Sevgi ise bütünleştirir, büyütür ve varlığı daim yani sonsuz kılar.
Sonsuzluk yani daima karşısında, her süre sınırlıdır.
Bu ülkenin çocuklarını kendi çocuklarımız gibi sevmeye ve hepsini kucaklamaya, kendi geleceğimiz ile insanlık haysiyet ve onuru bakımından mecburuz.
Ben  hem uzun yıllardır üniversite amfilerinde genç arkadaşlarımla vakit geçirmiş bir öğretim üyesi olarak hem de Batı’ya ve özgürlükçü düşünceye açılan pencerenin beşiği Galatasaray Lisesi’nde yetişmiş bir Galatasaraylı olarak, yaşanan son gelişmelerin ardından bu görüşlerimi sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum.
Zor zamanda konuşmayanın bir daha konuşmaya hakkı olmaz.
Bildiğimizi; korkularımız ve çıkarlarımız için başkalarından gizleyenlerden olmak, bize (insana) yakışmaz.
Sevgi ve saygılarımla

Bu gün Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 78. yıl dönümüdür

Bu gün Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 78. yıl dönümüdür.

Sonuçlarını tam olarak göremesek de; bu ve benzeri kazanımlar geleceğe güven ve cesaretle bakmamızın temel sebepleridir.

Bu kararları alanların sahip olduğu inanç, kuvvet ve kudret bizim genetik mirasımızdır.

Aynı inanç ile hareket etmek dileği ile, ülkeme kutlu olsun.