Your browser (Internet Explorer 7 or lower) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.

X

Navigate / search

YANMAZ…

YANMAZ

1970 yılının Eylül ayında kapısından girip bir daha hiç çıkmadığım okulum, yuvam dün akşam alevler içinde kaldı.

Koştum sanki yapabileceğim bir şey varmış, sanki ben gitmezsem alevler sönmezmiş gibi…

Yüzüm asıldı, canım sıkıldı, içimi sardı alevler.

Korktum yanacak yuvam, yanacak her şeyim.

Çocukluğum, gençliğim, orta yaşım, etüdte yaptığım önünde yüzdürdüğüm kağıttan kayıklar yanacak sandım.

Sonra alevler yuttukça tarihi, paha biçilmez kitapları, kayboldukça binanın silueti yavaş yavaş anladım.

Yanmazdı.

Ne benim, ne benim gibi bu binayı yuvası bellemiş Galatasaray’lıların anıları yanmazdı.

Yanmazdı kağıttan yaptığım kayıklar, çok sağlamdı.

GALATASARAY YANMAZDI.

Şimdi üzülme zamanı değildi, derhal olabilecek en hızlı şekilde yananı tekrar yapmak, onarılabileceği onarmak zamanıydı.

El birliği ile çalışmak, herkesin verebileceğini vermesi, kaybolanın azamisini bulup çıkarmak zamanı idi.

Hayıflanmak yerine, gideni yolundan çevirmek zamanı idi.

Davet zamanı idi, bu davet sadece bu ülkenin Sarı Kırmızı renklerini sevenlere değil, ülkesini , tarihini, kültürünü seven herkese yapılmalıydı.

Bu ülkenin çocuklarının farklılıklarına rağmen nasıl bir arada yaşayabildiklerini , dayanışma içinde olduklarını göstermekte zamanı idi.

Bu davet bizim, bu toprağın çocuklarınındır deme zamanı idi.

Ve…

Elbette muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda akan asil kanda mevcuttu.

Ülkemin bütün renkleri buyrun varlığımızı yeniden, bir kez daha kanıtlamaya…

Saygılarımla